İlk buluşma, çoğumuz için kalabalık bir kafede başlayan ama aslında kafamızın içinde başlayan bir andır. Karşımızdaki kişiyi tanımaya çalışırken bir yandan da kendi telaşımızla baş etmek zorunda kalırız. Bu yüzden ilk konuşma soruları için hazır bir "liste" yerine, küçük bir kural önereceğiz: meraklı ol, performans yapma.
Karşındaki kişiye sorduğun şey, o gün sahiden öğrenmek istediğin bir şey olsun. "İşin nasıl?" sorusu da sıkıcı değildir aslında — eğer cevabı gerçekten dinleyecek halin varsa. Sıkıcı yapan, sırf sıra geldiği için, bir mülakat gibi sorulmasıdır.
Birkaç pratik öneri:
• "Bu kafeyi nereden buldun?" sorusu, neredeyse her zaman sıcak bir cevaba kapı aralar. İnsanlar tercih ettikleri yerleri savunmayı sever.
• "Son zamanlarda hangi şeyi izleyince/okuyunca şaşırdın?" gibi sorular, ezbere kültür sorularından daha gerçek bir cevap getirir.
• Kendinden bir şey paylaş. Soru sormak iyidir ama tek taraflı olursa ankete dönüşür.
Son olarak: ilk buluşma performans göstermek için değil, ikinci buluşmanın değip değmeyeceğini anlamak içindir. Susmaktan korkma. Bazen üç saniyelik bir sessizlik, on dakikalık zoraki sohbetten daha iyi bir bağ kurar.